18 Eylül 2016 Pazar

Ayy Biz Düğünde Miydik?

düğün ile ilgili görsel sonucu
Geçenlerde bir arkadaşımın düğününe gittim.Aslında daha önceden nikahlarına gitmiştim ama bir de  düğün yaptılar.Bursa'daki akrabaları için.Kendileri başka bir şehre taşındılar.Aslında onlar için yeni bir başlangıç oldu bu ama ne yalan söyleyeyim üzüldüm.Kaybetmedim arkadaşlarımı ama burada olsalardı daha sık görüşebilirdik.Eşiyle birlikte daha sevgiliyken ve nişanlıyken de görüşürdük ve yaptığımız geyikten saatin kaç olduğunun farkına varmazdık.Sonra birlikte çalışma fırsatı da bulduk.Zümrelerimiz ayrı olsa da arada sırada gelir giderdik katlarımıza ve iki güüler keyiflenirdik.Olsun onlar iyi ve mutlu olsunlar da...Biz yine mesajlarla geyik yaparız.

Düğün onlar için yorucu ama benim için keyifliydi.Davetiye 2 kişilikti ve ben de bir arkadaşımı aldım ve gittik.Düğün Bursa'da bir otelin havuzbaşında oldu.Çok güzel değil mi?Evet ama hava serin olmayaydı daha iyi olacaktı.Tabiri caizse totomuz dondu:))Neyseki sevgili arkadaşlarım sahnenenin en önünde bulunan 3 nolu masada diğer arkadaşım ve ailesinin de orada oturdukları masayı ayarlamış bana.Sahnenin önü olduğuna sevinmedim yanlış anlamayın.Öyle düğünlerde çıkıp şakkıdı şakkıdı oynayan bir tip değilim.Sadece arkadaşlar ısrar ederse çıkarım,iki oynar bırakırım.Daha da ısrar ederlerse halay başı olurum:)))

Neyseki ortam süperdi.Karşılaştığım arkadaşım size daha önceden de bahsettiğim Bursa'da Çınar Pastaneleri'nin sahibi olan arkadaşım.eşi ve güzeller güzeli çocuklarıyla oradalardı.Havadan sudan konuştuk ve daha sonra iş yazılarıma geldi.Arkadaşım benim sıkı bir takipçim ve eşi okumadığında da ona okuyup anlatıyormuş.Çok gurulandım onun tarafından okunduğum için,beğenildiğim için.Sağolsun canım arkadaşım,değer verip,o yoğunluğunda bana zaman ayırıp okumuş herşeyi.Ve bazen hüzünlenmiş bazen gülmüş.Aile hayatlarımızdan bahsettik.Boşanma davası sürecinden,nasıl bu duruma geldiğinden,ailenin öneminden,çocukların sorumluluğundan,erkeklerin sorumsuzluğundan:),kadınların çıldırtan titizliğinden...He bunları bildiğiniz 32.Gün tadında bir oturum gibi yapmadık.Hep dalga geçerek,espri yaparak.Biz sonunda düğünde olduğumuzu unuttuk.Sanki bilerek bir yerde buluşmuşuz da muhabbet ediyoruz havasındaydık.Gelin ve damat masaları teker teker dolaşırken bizim masaya da uğradılar da oradan anladık düğünde olduğumuzu.Yazık kıyamam onlara da helak oldular...Olsun ama güzel oldu,soğuk moğuk...AMa nasıl üşüdüysek içeri girince bir sıcak hava kütlesi yüzümüze vurdu.Eve geldim ve öksürmeye başladım.Dedim heralde sağlık masraflarını karşılayacaklardır:))))

Benim zaten soğuğa karşı alerjim var,hassassım.Rüzgarı da yedim.Başladı astım belirtileri.Allahtan inhalem vardı da kullandım ve hemen yattım.Ertesi sabah bir şeyim kalmamıstı.O gece yazacaktım olanları ama bu olunca yazamadım.

Bir arkadaşımla birlikte gittim dedim ya.O da benim gibi yeni boşanmış-daha boşanamadım gerçi ama olsun-bir arkadaş.Aslında seviniyor boşandığına ama neden böyle olduğunu sorguluyor.Onu çok sevdiğini düşünüp kendini üzüyor sadece ama biliyor doğru olanı yaptığını.Ama bir ara bir baktım ki slow çalan müzikte ritimsiz bir şekilde oturduğu yerden oynuyor.Zannedersiniz çiftetelli çalıyor.Elindekine bakıyorum,içtiği su.yediğine bakıyorum,ara sıcaklardan bir börek.Ne yiyon ne içiyon len böyle...
"hahahaha..."
"Ne gülüyon kızıım."
"Lan kendine bi baksana,ritimsizzz..."
"Ya hakkat he.ben bildiğin boşanmış kadın sendromuna mı girdim Zeyneeeppp?"
"Sanırım."
"Ben kedileri de çok seviyorum Zeynep.Kedili kadın mı olcam ben ya?"
"Olabilir ama onun için daha erken.Bi 10 yıl sonra evet,sonun o yavrum böyle gidersen:)))"
Tümgece saçma sapan oynayıp saçma sapan şeylerden bahsedip güldük.Ama bakıyorum biz miyiz sadece bu saçmalıkları yapan?Hayır.Bizimle saçmalayan insanlar da var.Hem de çok.Ve seviyorum saçmalamayı bu insanlarla.Kendimi iyi hissediyorum.Ve her seferinde "Bunu da yaz bloğuna bak,ilgi çeker." diye konusu geçiyor.
Mesela arkadaşımın eşini kırmayıp burada yazıyorum dediğini.
"Senin baban da mı böyleydi."
"nasıl yani?"
"Eşin gibi?"
"OOooo o da aynı bokun lacverti:))"
"Hee...Nerde şimdi?"
"Ne bileyim.Valla en son Türkiye'nin kuzeyinde bir yerdeydi.Sonra bir akrabamız burada olduğunu söyledi.ama görmedim hiç.Hoş,görsem de tanımam muhtemelen."
"Evli mi?"
"Heralde o kadınsız durmaz.En son bildiğim kadarıyla 4 kez evlendi.Ve 5 kardeşim filan daha var."
"Nasıl ya?Abi takdir ediyorum böyle adamları.Bi tanıştırsana be gözünü seveyim."
"Ne diyosun sen,bak bak baaakkk."eşi diyor.
"Ya ne tanışcan boşver be ya,manyak bunlar be ya."
"Yok ya valla,helal olsun bu yaşta.Hayır yani nasıl ikna ediyor insanları?Nasıl yapıyor ya?"
"Ne bileyim valla.Ama çocuklarından yana dertli."
"neden?"
"Anneme telefon açıp ta demişti ki zamanında."Ya zaten manda boku gibi çocuk bırakıyorum oraya buraya "diye."
"E o zaman sen de ..."
"evet ben en büyükleri olarak,en çok en büyük manda boku ben oluyorum.
"Seni biriktirmiş biriktirmiş,öyle yapmış.En büyüğüsün ya."
"Aynen."
hahahahahahahah....Bunun gibi bir sürü muhabbetler.Güzel bir geceydi yani eğlendik.Ve yeniden bir araya gelmek için plan yapmaya karar verdik.Ama özel sektörde öğretmen olunca ne zaman olur bu bilemiyoruz.Elbet bir gün yapacağız,en yakın zamanda bakalım...Ve inanın bir sürü yazacak konum olacak...

İyi ki varlar böyle insanlar,iyi ki etrafımdalar...

RESİM ALINTIDIR.

17 Eylül 2016 Cumartesi

Ah Nerede Vah Nerede?

ah nerede vah nerede ile ilgili görsel sonucu
Yaşam?Ölüm? Hangisi daha iyi veya kötü?

Bazılarına göre ölmek yaşamaktan daha iyi sanırım...
Öyle hayatlar var ki etrafımızda...
Mesela annesi babası kazada ölen minik bebekler için bende arada keşke o da ölseymiş onlarla birlikte diye içimden geçiriyorum.Neden mi?Ne kadar mı caniyim?Hayır,o çocuğun hayatını düşünüyorum.Kim onu anne baba gibi sever ki?Kim onu onlar gibi kollar?devlet mi?Akrabalar mı?Evet elbette yaşar bir şekilde ama isyan etmez mi?Allah böyle olanlara sabır versin...

Ya da tam tersi olan...Evladını kaybetmiş olan anne babalar,en sevdiğini kaybedenler,ya da illa ölümle değil hayatta kaybetmiş ve umutsuz olanlar...Kumar oynamış ve tüm varlığını ve hatta bu yüzden ailesinden olmuş insanlar,içki veya diğer maddelerden dolayı kendini kaybedip etrafına bir yararı olmayan hatta zararı olan insanlar,başka nedenlerden dolayı hayatın taaaa ortasına öylece ekmeksiz,susuz bırakılan insanlar...Acaba yaşamayı mı,ölmeyi mi hayatın bitişi sayıyorlar?

Yaşamak kadar normaldir ölmek.Ama maalesef ölüm bize gelmeyecekmiş gibi yaşarız.Hep başkalarına üzülürüz.Hiçbir ölümü yakıştıramayız ne yakınımıza ne de kendimize.Ben mesela;hep uyurken,huzurla ölmeyi dilerim.Yakınımdakilerin de ölümlerini öyle hayal ederim.Manyak mısın Zeynep ne diye ölüm hayal ediyon?Ediyorum işte arada?Siz de etmiyor musunuz?Özellikle de birinin ölümünü duyunca?Tarık Akan'ın ölümünü duyunca da hayal ettim.Ne kadar severdim onu.Özellikle de Gülşen Bubikoğlu ile filmlerinin."Ah Nerede Vah Nerede" favorimdir.Ne yakışıklı ne kadar nazik ne kadar bilgili ve aydın bir adamdı.Bakıyorum edyada söylenenlere,hep iyi şeyler.Ne güzel;adam tüm hayatı boyunca hep iyilik yapmış,hep iyi olmuş insanlara.Elbette sevmeyeni de vardır.Ama hasetlerindendir o da,o kadar yakışıklı olamadıkları için:)))Allah rahmet eylesin.Tüm iyi insanlara...

Şimdiiii...Böyle bir garip hal içindeyim efenim.Yürüyüşten geldim.Ohhh temiz hava,mis gibi.İnsanlar etrafımda,herkes bir işle uğraşıyor.Kimi top oynuyor çocukjlarıyla,kimi yürüyor,kimi de oturmuş çay içiyor parkta.Ben de ne şanslıyım ki bugün de hayattayım ve bu ana şahit oluyorum dedim kendi kendime.Yürüyebilecek ayaklarım var,havayı hissedebilecek ciğerlerim,yürümeye dayanacak bir kalbim,etrafımda olup bitenleri görebilecek gözlerim,müzik dinleyecek kulaklarım...Şanslı mıyım?Evet!Kesinlikle...

Eve geldim.Oturdum,müziğimi açtım ve yazımı yazıyorum.Çayımı da yaptım.Ohh mis...Şükür...Haberlere bakıyorum hep kötü haberler.Ölümler,kazalar...Hep çok kötü.Hep olumsuz.Ben sıkıldım olumsuzluklardan.Kaderin önüne geçilmiyor.Diyorlar ya anne rahmine düştüğün anda kaderin yazılıyor diye,madem öyle ben de ah vah edip devam etmek istemiyorum.Evet çok üzücü olaylar yaşıyoruz,evet benim de bir çocuğum var.Evet benim de bir ailem var.Evet ama benim de bir hayatım var.Ben ne kadar iyi olursam etrafımdakiler de o kadar iyi olacak.Madem ne zaman öleceğimiz belli değil,nasıl öleceğimiz belli değil;neden bu kadar kanırtıyoruz acaba?Neden herkes birbirini kırıyor bu kadar?Neden bu kadar saçma sapan olaylar için küsülüyor?Neden kıdem için önündekileri ezip geçiyorlar?Neden çalıyorlar?Neden?Neden?Neden?Bu sorular bitmez...Ama gereksiz...Yaşa gitsin...Günün tadını çıkart.Bu dünyada verilen herşey çocuğun dahil emanet.Hiçbiri senin değil.O emanetlere iyi bakarak mutlu yaşamak olmalı amaç...

Mutlu olmak...
Yatla,katla,parayla,malla,mülkle mi?
Hayır bence tek başına sinemaya gitmek ya da sevdiğin bir arkadaşınla çayırda çimende bir termos çayı çekirdekle bitirmek,arabada giderken en sevdiğin şarkının radyoda çalması,hiçbir özel gün yokken hatırlanmak...gibi...

Şu an olduğu gibi mutluyum...Hep umutluyum...Ölümlere,kayıplara,kötülüğe inat...

En sevdiğim şeyi yapıyorum.Çayımı aldım,müziğimi açtım,yazımı yazıyorum.İçeride oğlum huzurla uyuyor...Daha ne istenir ki?

Sadece umuyorum...Umuyorum ki bu lüksümüz devam eder,umuyorum ki bunu yaşayamayanlar daha iyilerini yaşarlar.Tüm annesiz,babasız çocuklar aile şefkati görebileceği bi yerler bulurlar,umarım tüm kaybedenler bir gün akıllanır,hayatlarının geri kalanını iyi bir insan olarak geçirebilirler,umarım artık şehit vermeyiz,umarım kimse birbirini bir maç uğruna ya da 5 kuruş için incitmez...Umarım iyi olan adamlar artık erkenden yitip gitmez...

İnsan Mavi Boncuk ta taksa demek ki nazar değebiliyor,
Ne kadar Tatlı Dilli de olsan,Ateş Böceği de olsan,Deli de olsan,Gecenin Sonunda Beyaz Ölüm sana da gelebiliyor ve Yolcu son Yolculuğuna gidiyor...
Bu Acı Dünya'da Bir Avuç Cennet yaratmak bizim elimizde...Sonra elimizden kayıp gidenlere Ah Nerede Vah Nerede dememek lazım...

ATATÜRKÇÜ VE HER ZAMAN AYDIN BİR İNSAN OLAN TARIK AKAN'I SAYGIYLA ANIYORUM.

RESİM ALINTIDIR.

12 Eylül 2016 Pazartesi

İstanbul Eziyeti 2:))

traffic jam clipart ile ilgili görsel sonucu
Ertesi gün teyzemle saat 06.00'da kalktık ve 15 dk sonra evden çıktık ve teyzemin sevdiği bir fırına kahvaltı yapmaya gittik.Orada sohbet muhabbet ettik.Canım teyzem.Özlemişim konuşmayı onunla.Sonra sağolsun beni Anadolu Hisarı'na bıraktı.Ve vapuru beklemeye başladım.Beşiktaş'a gidip oradan yürüyecektim.Sanırım en çok vapura binip,deniz havası almayı özlemişim.Denizin o köpük köpük dalgaları,yanımızdan geçen gemiler,karşıdaki yalılar,hisarlar,ve tabii ki köprü...

İndim.Ve başladım yürümeye.Zannettim ki kısa mesafe.Sırtımda çanta.Yukarı doğru yürü allah yürü bitmedi.Neyse etrafa bakına bakına gittim.Saat 08.30du üniversiteden giriş yaptım ve öğrenci işlerine gittim.Okul ne kadar güzeldi.Bir an formasyon anılarım geldi gözümün önüne.Hem işte çalışıp hem de derse yetişmeye çalışan 22 yaşındaki Zeynep!Şimdi 32 yaşında ve yine öğrenci işlerinin önünde.Sıkıysa yedir öğrenci olduğunu:)))Gittim,daha kadınlar çay demliyorlardı.
"Buyrun?"
"Transkriptimi alacağım."
"O işlere bakan Filiz Hanım daha gelmedi."
"Peki ben beklerim.Çünkü başka şehirden geliyorum."
Kadın 10 dakika sonra geldi ve beni çağırdılar.Olayı anlattım ve nedenini sordum.Kadın bana ne desin?
"Valla böyle bir şeyden haberimiz yok.Bununla gelen ilk ve tek kişi sensin.Yani o yıldaki formasyon kredisi o kadarmış.Bu sene farklıdır.Ama geçmiş yılın edinilmiş hakkı sorgulanamaz."
"Evet ama ne yapacağım ben şimdi?Ders almam gerekirse nerde nasıl olcak?"
"Eğer burada alacaksan artık eğitim fakültemiz Davutpaşa'ya taşındı oraya gideceksin."
"Neyyy..."
"Valla bak.Yazık sana ya."
"Neyse ben transkripti alabilir miyim?"
"Elbette."
"Sizi de meşgul ediyorum ama."
"Olur mu hiç öyle şey?Keşke herkes sizin gibi davransa.Ve işini son güne bırakmasa.Bak siz hemen gelmişsiniz ve bizimle düzgün konuşuyorsunuz.Ama iyi ki erken gelmişsiniz çünkü bu belgeyi imzalayacak olan müdürümüz öğleden sonra yıllık iznine çıkıyor ve yurtdışına gidecek ve ne zaman geleceğini bilmiyoruz."
"Oo tamam o zaman şanssızlığım şansa mı dönüşecek acaba?"
"Bilemem.Siz bekleyin isterseniz."
Bi yarım saat bekledikten sonra kadın geldi ve transkriptimi alıp anneanneme gitmek üzere yola koyuldum.Başladım çıktığım yokuşu inmeye.İniş daha zevkliydi.Koyuverdim kendimi aşağıya doğru...Etrafıma bakındım ve o zamana dek orada olan ve görmediğim yerleri dükkanları gördüm.Mesela bi sokağın adı Dalbudak'mış.Öyle sokak ismi mi olur ya?Tövbe tövbe...

Beşiktaş vapurlarına gittim ama o kadar yabancıyım ki İstanbul'a unutmuşum Kadıköy vapurları nereden kalkıyor.Simitçiye sordum ve "hemen şurası abla" dedi.Bindim ve dışarı oturdum.Ohhh mis denizin kokusu.İyotlu hava astımlı ciğerlerime de iyi geldi.Etrafı izledim,kuşlara baktım,müzik dinledim.Eskiden işe gidip gelirken ki anlarımı düşündüm.Aynısını yapıyordum.Kulaımda kulaklık,sevdiğim müziği dinlerken vapurda etrafımı izliyordum.

Kadıköy'de indim ve Ümraniye otobüsüne bindim ama ben İstanbul'dayken o tarafla hiç ilgim olmadığı için o muhiti bilmiyordum.Ümraniye İski'de inip biraz yürüyecektim.Şoföre inmek istediğim yer gelince beni uyarmasını istediğimde ön tarafa oturmamı istedi ki beni görüp söylesin.
Ben başladım müzik dinleyip yine etrafı izlemeye ama müziğin sesi kısık.Adam seslenirken duyabileyim.
Adam,bana seslendi;
"hey genç,kendine gel ve beni dinle."
Tövbeler olsun.Bu kime sesleniyor dedim ve arkama baktım.Kimseye değil.Bana söylüyormuş ya adam.Bir genç dedi,iki kendine gel dedi,üç beni dinle dedi.Bir ben genç miyim?iki ben kendimde değil miyim de kendime geleyim.Sanırım müzikten duymayacağımı sandı.Üç sen nasıl bir şey söyleyeceksin ki seni dinelyeyim.Hani ölümsüzlüğün sırrını açıklayacakmış gibi seslendi ama dedi ki,
"Ümraniye İski burası."
"He tamam.Teşekkürler."İndim,yürümeye başladım.Tabii ki anneanneme eli boş gitmek olmazdı.En sevdiği şeylerden alıp yanına gittim.Bir sevindi beni görünce.Çok uzun süredir görüşemiyorduk.En son Kemal 8 aylıktı görüştüğümüzde.Ama ben anneannemi öyle gördüğüme pek sevinmemiştim.Çok kilo vermişti.Tabi eli kolu tutmayınca kendine yemek pişiremiyordu.Kulaklar iyice gitmiş,gözler de görmüyor pek...Yaşlılık 86 yaşında tabii,normal.Allah sağlıklı uzun ömürler versin ona ve tüm yaşlılarımıza.Anneannemle biraz sohbetten sonra arkadaşımla buluşmak için yine yola çıktım.Gittim Altunizade minibüsüne bindim.Metrobüse binecektim.Arkadaş ne uzakmış o yol.Yürü yürü bitmedi.Bir de dolgu topuk giymiştim.Offf o ayaklar bitti.Neyse bindim ve Mecidiyeköy'de inecektim ama son durak Zincirlikuyuymuş.Aktarma yaptım.Ordan da yürüdüm.Neyse indim.O benim yıllarımın geçtiği Mecidiyeköy nasıl da değişmiş.Ve metrobüsü daha uzağa yapsalarmış yani.Yine çok yürüdüm.Arkadaşıma AVM'ye gidebilmek için alt geçit yok mu dedim o da bana geç metrodan dedi.Bi baktım Trump altgeçidi var.Girdim.Girince arkadaşımdan bir mesaj."Trump'a girme ama."Haydaaa...Buradan çıkılmıyormuş.En iyisi yer üstünden gitmek.Geçtim karşıya ve yürüdüm.Buluştuk.Uzun süredir görüşememiştik.İyi oldu.Kuzenlerimle de haberleştim,akşam anneannemde toplanacaktık.Ve anneanneme geri döndüm.Aynı yolları yürüdüm tabii.Ve İstanbulkart'a dolum yapa yapa bi hal oldum.Ne pahalı be ulaşım.geldiğimden beri yollara 30tl para harcadım.1,5gün olmuştu daha yani.Neyse akşam kuzenler geldi ve tabii ki gırgır kıyamet...Yazık anneannem dayanamadı gitti yattı.Yattı ama nasıl öksürüyor.Kadının boğazları yırtılacak.Gittim yanına,
"Anneanne,noldu ya?Su getireyim mi sana?"
"Yok be kızım,ben hep böyleyim.Sizi rahatsız ettim dimi?"
"Ya ne rahatsızlığı.Sen rahat uyu istiyorum ama.Napalım?"
"Napıcaz?Bir şey yapamayacağız.ben hep böyleyim.5-6 aydır uyuyamıyorum ben.Gitmediğim doktor,kullanmadığım ilaç kalmadı."
Aslında ilaç önermek pek huyum değildir ama nefes açıcımı önerdim anneanneme,nasılsa yan etkisi yok.
"anneannecim,bak benim astım için nefes açıcım var.Bi bunu denesen.Yan etkisi yok.İlaçlı oksijen sadece.Akciğerlerdeki ağaççıkları açıyor ve öksürüğünü azaltıyor.İstersen tabii."
"E ver bakalım.Yarar mı acaba?"
Anneannem kendi bilmediği hiçbir ilacı istemezdi,şaşırdım.Demekki çok çaresizdi.Nasıl alınacağını gösterdim.
İçti ve 5 dakika sonra horul horul uyudu.
Kuzenle anneanneme baktık,acaba kadın öldü mü ya?Kuzen,"Belli mi olur lan,sen verdin ilacı dedi:))))"
Ama rahatça uyumuştu,öksürmeden.Demekki anneannem de astımdı.Ki annem de ben de ona hep söyledik,astımın olabilir diye.Ama o,ona göre Muzmin Bronşitti.Ve ısrarla bizi dinlemiyordu.Sabah kalktı ve bana dedi ki,
"Ayyy kızım ne dua ettim sana,5-6 aydır ilk defa uyudum böyle.Ciğerlerim,boğazlarım yırtılıyordu.Demekki astımmış bu nalet..."
"Doğrudur,sen iyi ol da.BU ilaç sen de kalsın.İsmini de kaybetme.Gerçi ben yine söylerim.Pahalı bir ilaç o yüzden yazdırman gerekecek."
"Olsun ne kadarsa veririm ben."
Yazık ya.Allah kimseyi sağlıkla sınamasın.O öksürük o kadar kötü ki ben bilirim.Astımın tavan yaptığı zamanlarda ben de öksürmekten ne bişey yiyebiliyor ne içebiliyor hatta konuşamıyordum.Öksürüp kendimi kasmaktan sırtım tutulmuştu,artık kaslarıma hakim olamıyordum da.Zor,çok zor...
Sonraki sabah,erkenden kalktım.Kuzenim gitmişti işe.Ve ben anneannemle kahvaltı yapmıştım.Ona veda edip arkadaşımla başka bir AVM'de buluşmak için yola çıktım.Bu seefr taksiyle gittim çünkü yakındı.Onunla da çay ve kahve içtik.Seslendirmeden tanıştığı bu değerli arkadaşımı gördüğüm için de çok sevindim.Sağolsun dönüşte beni metroya bıraktı.Ama yolu kaçırdık ve daha önce hiç bilmediğim bir semtten bindim.Ünalan'dan.Oradan Maltepe'ye gittim,kuzenlerimin ve eniştemin evine.Onlar da hazırlanıyorlardı ve Ören'e giderken beni de Bursa'ya bırakacaklardı.Çok güzel ve keyifli bir yolculuk geçirdik.Arada eniştem bizi köfte yemeğe de götürdü.Özlemişim onu da.Ne güzel oldu gördüm,sohbet ettik.
Beni arabayı bıraktığım AVM'ye bıraktılar.Bu arada kuzenlerim 2 gün sonra bize geleceklerini söylediler.Eve geldim.Oğluma kavuştum.En güzel şeydi.Bir baktım 2 günde öpücük atmayı öğrenmiş.Eve gelip koltuğa oturunca geldi.Yanaklarımı sevdi,bir sarıldı...Off dünya yıkılsa umrum olmaz...

Çocuk ne güzel şey...İnsana tüm acılarını,tüm sıkıntılarını bir hareketle unutturuyor.Dünyadaki kimse sarıldığında bu mutluluğu veremez insana.Ya da öptüğünde.Oğlumun sarılıp,öpmesi herşeye bedel...

Varsın olsun diplomam sayılmasın,varsın olsun işim olmasın,varsın olsun param olmasın,varsın olsun o ve ailesi benimle uğraşsın...Vız gelir tırıs gider.Benim yanımda,hayatımda oğlum olduktan sonra en güçlü benim.Öğretmenlik yapamasam namusumla her işi yaparım,egom yok.Param mı yok,çalışır kazanırım.Benimle uğraşmak mı istiyorlar,uğraşsınlar.Gereken cevabı da alırlar.Hiç sorun değil.Allah beni oğlumla ve sağlığımızla sınamasın.

Bu bayramda herkesin dilediği şeylerin yanında bunu da diliyorum.Allah bana her bayramı sağlıkla ve Kemal ile kutlamayı nasip etsin.Allah kimseyi çocuğundan ayırmasın...

RESİM ALINTIDIR.

11 Eylül 2016 Pazar

Zoraki İstanbul!

istanbul clipart ile ilgili görsel sonucu
Ayyy ne kadar uzun süredir yazmamışım ben...

Okul başladı filan derken yazamadım yahu...

Özledim yazı yazmayı.İnanın sürekli aklımda ama eve geç geliyorum ve Kemal ile ilgileniyorum.Sonra da halim kalmıyor yazı yazmaya.Ama hergün aklımda.Ve çok ilginç yazmadığım için de vicdan azabı duyuyorum ya...Nasıl alıştıysam...

Geçen gün İstanbul'daydım.Gezmeye filan değil,mecburi.Hayır akraba ziyareti de değil.Tahmin bile edemezsiniz.Kendi müdür yardımcım bile " Bu kadarı da pes yani..." dedi.Tüm arkadaşlarım telaşlandı.Herkes benden bi haber bekledi.

Bakın neler oldu?
Yine normal bir seminer günüydü ve biz toplantı yaptıktan sonra okulun Tören Komisyon grubu toplanacaktı.Bu grubun içinde ben de vardım.Müdür yardımcımız henüz MEB'den gelmemişti.Atamalar için gitmişti ve biz de çay,kahve içerek onu bekliyorduk.Nihayet geldi ve kısa bir süre toplandık.Bana dedi ki,
"Zeynep herkesin ataması oldu ama sen ve birkaç öğretmeni atayamıyorum."
"Aaa neden?"
"Öğretmen olarak gözükmüyorsun?"
"Nasıl yani?"
"Şöyle;senin formasyonunda 31 kredilik ders var.Ama ohal'e göre en az 33 kredi olmalıymış.Bu yeni birşeymiş.Bana ders dökümünü getirmen gerek(transkript).Bakıcaz.Sen onu getirince MEB'e göndereceğiz ve olmazsa sana 2 kredilik ders aldıracağız."
"Bu ne be?Şaka mı?E ben 10 yıldır öğretmen olarak atanıyorum da bu şimdi mi oldu?"
"Valla herşey değişmiş durumda.Mesela beden eğitimi öğretmenimiz 2 yıllık yüksekokul bitirdi ve formasyonu yok ama onu hemen öğretmen olarak atadılar.Hani bulaşmamış böyle formasyon işine.Kendini riske atmamış diye sanırım."
"Arkadaş formasyonum var ben öğretmen değilim,ama formasyonu olmayanlar öğretmen.Yanlış anlamayın hocam ama saçma yani."
Herkesin ağzı bir karış açık kaldı tabii...
"Sadece senin değil.Ölçme değerlendirme hocamız da öyle,rehberlik hocamız da."
Ölçme değerlendirme dediğimiz hocamız da ,adam psikoloji ve sosyoloji bitirmiş ekstra ingilizce,muhasebe ve ölçme değerlendirme sertifikaları almış ve öğretmen olarak emekli olmuş bu devletten.40 yıllık öğretmen.Ama adama diyorlar ki "264 saat ders açığınız var".Rehberlikçimiz " 178 saat".Bu nedir ya?
Tabii elim ayağım boşaldı.İşim elimden mi gidiyordu?Müdür yardımcımız dedi ki "Zeynep valla kafanda tuz mu çeviriyorsun,kurşun mu döktürüyorsun artık ne yaparsan yap ama pişmiş tavuğun başına gelmez senin başına gelenler."dedi.

Yıldız Teknik'ten almıştım formasyonumu.Arıyorum arıyorum açmıyorlar.Aslında basit bir işlemdi o yüzden kuzenimi aradım ve benim için alıp alamayacağını sordum.Sağolsun hemen "Tamam Zeynep Ablacım alırım" dedi ama öğleden sonra gidebileceğini söyledi.Yapılacak bir şey yoktu.
Sonra Kahraman'ımı aradım ve olayı anlattım.Bana,
"Zeynep bak araya bayram giriyor.Bence kendin git hallet.Kuzenine vermeyebilirler,illa senin gitmen gerekebilir.İzin de alamazsın.Okullar başlıyor.Bence sen git."
Doğruydu ve hemen eve gittim.Hazırlandım ve anneme durumu anlattıktan sonra sırt çantamı aldım ve terminale doğru yola koyuldum.Arabayı orada bir AVM'ye bıraktım.
Ve gittim,otobüs şirketlerini araştırdım.Nedir ne değildir?Nasıl bir fiyat var artık?Yeni köprüden mi geçiş?O kadar olmuş ki gitmeyeli otobüsle bir yere.Neyse her zaman gittiğim otobüs şirketinin otobüsü 5 saat sonraydı,bekleyemeyeceğim için başka güvenilir bir şirketle gitmeye karar verdim.38tl ödedim ve Kavacık'a da servisi olup olmadığını sordum.Varmış.Tuvalete gidip,çıkışta kestane şekeri alarak otobüse bindim.Şanslıyım ki 15 dk sonra kalktı.Yanıma anneannem yaşında bir teyze oturdu.Ben de telefonda teyzemi aradım yola çıktığımı söylemek için.Daha sonra birimizden anneannem duymuş olmalı ki beni aradı.
"anneannecim şimdi otobüs kalktı çok fazla konuşamıyorum.Ama durum ğek iyi değil.Mecburen geliyorum İstanbul'a.Bu darbecilerden dolayı benim eğitim aldığım yerde sıkıntı çıktı."
"Hee...Aaa.Yoksa şu ...cular ile ilgili mi?"
"He evet işte darbeciler."
"Ayyy...tamam tamam hadi gel de konuşuruz."
Telefonu kapattım ve yanımdaki teyze benim konuşmalarımdan çıkarttığı kadarıyla sıkıntıda olduğumu düşünmüş,
"Kızım bak ben sana bi dua öğreticem.Çoğu kişi okumaz,yapmaz bunu ama yap herşey düzelir.Ben de şimdi okuyacağım seni."
"Çok teşekkür ederim teyzecim."
Bu arada da yeni köprüye varmak üzereydik.Kendi kendime dedim ki"Adam benim diplomamı saymıyor fakat güzel köprü yapmış.Daha doğrusu yapıyoruz.Parasını biz ödüyoruz.İyi ödüyoruz ama..."Ben video foto çekerken bi baktım yanımdaki teyze kafasını cama koymuş,ağzı da açık.Dedim o kadar mı şanssızım ya,yapma teyze ölme lütfen,benim yanımda değil en azından.Lan kadın beni okudu,öldüü.Offf...Şimdi yaklaşıcam,dokunucam ölmüşse eğer ben yaptım zannedecekler.Bir de otobüs duracak,telaş,ağlamalar filan.Ulan Zeynep,maaşallah dediğin 3 gün yaşamıyor he...dedim.Teyze uyandı ve okumaya devam etti.Bir ohhh çektim.Dedim yeter okuma okuma.Ölecen bak haberin yok.
"Okudum kızım seni,bak şu duayı söyle...."
"Tamam teyzecim çok teşekkürler,ağzına sağlık."
Derken ben de hafiften uyuyakaldım ve geldiğimizi anlayınca da uyandım ve Dudullu'da indim.Teyze de indi.Kavacık otobüsü tam 1 saat sonra kalkacakmış ve ben de içeride beklemeye karar verdim.Bir baktım benim teyze de orada,muavinlerle konuşuyor.Belli ki bir sıkıntı olmuş.Gittim yanına,
"Hayırdır teyzecim?Bir sorun mu var?"
"Ah kızım ya yanlış valizi almışım.Şimdi torunum da gelecek.Nerede valiz acaba?"
"Esenler'e gitti teyzeciimmm"dedi bir muavin.
Diyecektim ki yahu benim yanıma oturdun ölmediğine dua et,valizin kaybolmuş çok mu?:)))
"Gel teyzecim,hava soğuk biraz.İçeride bekleyelim.Nasılsa yapılacak bir şey yok,beklemekten başka."
"Tamam kızım."dedi ve geçtik içeri.Bana dua kitabından birkaç dua gösterdi ve resimlerini çekmemi istedi.Torunu geldi ve onu aldı gitti.Ama telefonlarımızı aldık birbirimizin ve ara beni mutlaka ben senin için dua etmeye devam edeceğim dedi.

Neyse Kavacık otobüsü geldi ve bindim.Kısa süre sonra indim.Taksiyle teyzemlerin oturduğu yere gittim.teyzem bana tost ve çay hazırlamış.Canım teyzem ya...Onu yerken teyzem,eniştem ve ben sohbet ettik ve ertesi günü planladık.

Ben hemen halledeceğimi düşünüyordum ama kendim bile söylediğime inanmıyordum.Biliyordum yine başıma gelecekleri ama yine de hayaller hayaller...

RESİM ALINTIDIR.

4 Eylül 2016 Pazar

Son İkiyi De Ben Aldım:))

three women clipart ile ilgili görsel sonucu

İnsanın ailesi büyük hazine.
Ne aileler var.Ben şimdi diyorum ya,annem ve kardeşim benimle ve bana destekler diye.babam yok hani.Olmasına da gerek yok.benim baba gibi bir sürü babalarım var;anneannem,eniştem,teyzelerim...halam da vardı tabii...

Ama teyzeler bir farklı ya...
Anne yarısı derler ya.Yok değil.Yarı marı değil.Ben biliyorum ki eğer anneme bir şey olsaydı-Allah korusun-onlar bana tam anne gibi olurlardı.İki teyzem var çok sevdiğim.İkisi de çatlak.Benim genlerimi nereden aldığım belli:)))Her ne kadar görüşemesek te yüzyüze kalbim hep onlarla,onların da benimle biliyorum.Bu zor günlerimde hep benimle olmaya çalıştılar.Gelemediklerinde de hep telefon açtılar.Hiç bir zaman eksikliklerini hissetmedim.Hatta bu olaylar ilk olduğunda teyzemlere söyledim.

İkisi de resim bölümünü bitirmiş,yetenekli ve modern insanlar.İkisi de hayvanları çok sever ve bizler gibi kedi hastalarıdır.Ortak noktaları çok aslında ama ayrı severim ikisini de.Bendeki yerleri hep ayrıdır.

Büyük teyzem mesela.Onunla çok benzeriz biz.Fiziki değil ama yapısal olarak çok benzeriz.Hastalıklarımız bile benzer.O ciğerlerinden rahatsızlanmıştı bir keresinde.Çok büyük birşey atlattı.Ciğerleri su toplamıştı.Benim de neredeyse su topluyordu.O grip olmuştu arkasından ben.Dişlerinde problem olmuştu ardından benim.Teyzem ne zaman hasta olsa bana hep " Aman yavrum dikkat et.Ben hastayım bak." der bana geleceğini bildiği için sıranın:))

Küçüklüğümden beri beni köşeye sıkıştırarak sever.Bayılırdım teyzemin o hareketine.Onların bize geleceğini duyduğum anda hemen içimi bir heyecan kaplardı.Hem kuzenlerim gelecek hem de teyzem diye.Teyzem gelecek te beni sıkıştıracak,ben kaçacağım o beni sevmek için kovalayacak.(Arkadaş kaçan kovalanırmış.Kadın bana öğretmeye çalışmış ta bende nerdeeee o kafa...Ben hep kovaladım len...:)))

He arada bu teyzemle kavga da ederdik,tartışırdık ta.Teyzem beni hep vicdanımdan,hep duygusallığımdan vurmaya çalışırdı ve ben de bilirdim ki ne olmuş olursa olsun yanına gidip sarılıp " teyzeciiimm..." "teyzoşummm..." "Canım teyzemmm..." dedim mi erir hemen o güzel yüzünde bir "Ulan üzdün üzdün ama bak yine gönlümü aldın.aslında sana küsmek vardı ama neyse " gülümsemesi belirir...

Bu teyzemin el becerisi sadece resimde değildir.Makyajı da çok güzel yapar.Değişik fikirleri vardır.Mesela;durduk yere " Hadi gel sana Kleopatra makyajı yapayım" der.Bide bana diyor.Ben ne hayır dicem,hemn.Ayaklarım popoma vura vura giderdim yanına.Ya da "Gel saçına başka bir şekil verelim" der ve saçımı değişik bir şekilde toplar.Aaaa bir de çok güzel valiz düzenler.Ben üniversiteye giderken ilk valizimi o toplamıştı.ben öyle yapıyorum olmuyor,böyle yapıyorum olmuyor.Hiçbir şeyi sığdıramazken o tık tık tık hemen geldi,düzenledi ve herşeyi sığdırmıştı.

Eskiden,lisedeyken ona kalmaya giderdim.Ve bizim gönlümüzü hep hoş tutmaya çalışırdı.Sabah kalkar bize pankekler yapar,çay demler,patates kızartır,güzelce bir kahvaltı yaptırır.Sonra da evi temizletir:)))Şaka şaka...Biz yapılacak işi yapar-tamamen kendi isteğimizle,cebren ve hile ile değil.Her ergen eğlenme peşindeyken biz ev temzileme peşindeyiz emin olun:)))-bizi dışarı çıkartır ve güzel arabasıyla gezmeye götürür.Ve ben eminim ki teyzemin parası olsa,her ikisinin de,asla biriktiremezler.Öyle varyemez amcalardan olmazlar.Herkese dağıtırlar.Paraları yokken bile ellerinden geleni yaparlar.Gönülleri çok zengindir.İki gram benzini olsun " aa ben onu başka bir şey için kullanırım " demez,gezdirir.İki kuruş parası olsun "aaa ben bununla şunu alırım" demez yedirir.ALlah kime para vereceğini çok iyi biliyor.İyi ki zengin değiller he...:)))Gerçi ota boka harcamazlar,habire birilerine verirler.Gerçi bu teyzem ota boka da harcar.Mesela hiç anlamam pazara gidip te kendi ya da evdeki ahalinin bedenine uygun olmayan kıyafetleri almasını.Ya da kendine büyük geleceğini bildiği halde ona para vermesini.Sanırım başkalarına hediye olarak düşünüyor.Belki kızacak abana ama kabul edelim ki bir alış veriş çılgınlığı var.Ucuz olsun,çok olsun...Pardone teyzem...Seviyorum seni:)

Gelelim Küçük Teyzeme...Küçük enişte gibi oldu(Tosun Paşa filmindeki).Bu etyzemle aramdaki bağ farklıdır.Çünkü 4 sene birlikte yaşadık.Onun gençliği benim çocukluğum.Annem yokken benimle hep o ilgilendi.Annem işe giderdi ben canım sıkılmasın diye teyzemle oynardım.O beni hep oyalayacak bir şey bulurdu.Ev temizliğini bile keyifle yapardık.Anneannemin bir plak çaları vardı.Koyardık Whitney Houston plağını,alırdık elimize bezleri ve başlardık evi temizlemeye.Arada teyzem beni alır dansederdik sonra devam ederdik temizliğe.Akşamları bazen bana masal okurdu.Ve bana masal okumasına bayılırdım çünkü ses tonunu tam karakterlere göre ayarlardı.Annemin okumasını da severdim de kadın çok yorulduğu için hiç masalı bitirdiğini hatırlamıyorum.Kırmızı başlıklı kız daha Bismillah evden çıkmadan annem horlamaya başlardı,ya da Hansel ve Gratel tam cadının evini görecekler annem uyur.Kitap olmadığında anneme "bana masal anlatır mısın " dediğimde bana hep Casper'ı anlatırdı.O yğzden teyzemin masal okumasını çok severdim.Karakterleri tam seslendirir ve şükürler olsun ki o masalı bitirirdi:)))

Bazen odaya geçip resim yapmak isterdi.ben de yanına gitmek isterdim ama tabii rahat olmalıydı resim yaparken.Bilemiyorum belkş de üniversitedeydi ve dersi için yapıyordu.Tuval mahvolursa başka alamazdı.Ya da ne bileyim benimle ilgilenirken yapacağı şeyi unuturdu diye düşünüyordum.O resim yaparken ben de anneannemle ya sohbet ediyordum ya da oyun oynuyordum.Ama bir gün canım nasıl sıkıldıysa,teyzemin resim yaptığı odaya gidip ona salça olmak istedim.Çok uzun sürmüştü resim yapması ve sıkılmıştım.Ama kapı kilitliydi ve açmıyordu.Haydaaa....Daha çok merak ettim.Ama nasıl yalvarıyorum içeri alması için.Yazık anneannem de artık başa çıkamadı.Odanın kapısı da buzlu cam.İçeriden bakmaya çalışıyorum olmuyor,görünmüyor.Yüzümü yapıştırıyorum,cama hafifçe vuruyoru,ııhııı...Bir anda teyzem nasıl bıktıysa benden yaptığı resmi o buzlu cama yapıştırdı arkadan.Kocaman bir at resmi.Nasıl güzel.Ama ben tabii altıma s...tım korkudan.Harika olmuştu da ben onu görmedim ki,ben o odada neler olduğunu merak etmiştim.Acaba atı kesti de oraya mı yapıştırdı?O kadar canlıydı ki...
Daha önceki bir yazımda da söylemiştim.Okul zamanımın bir kısmını da onunla birlikte geçirmiştim.Ben küçükken de üniversiteyi bitirdiğimde de evlerimiz birbirimize çok yakındı.Ve ne olrusa olsun hep yanımdaydı.Mesela bana ilk sigarayı denettiren oydu.O zamanlar Avm'lerde sigara içmek serbestti ve kuzenimle beni aldı ve sinemaya götürdü.Bize yemek yedirirken o da sigara içiyordu.Ben de " Off teyze ya nasıl içiyorsun şunu" demiştim.
"Nerden biliyorsun pis olduğunu.Hiç denedin mi?"
"Yoo."
"Al dene."
"Aa.Ben içemem ki.Annem kızar."
"Yaw yok annen burda.Söylemem de.Bi dene bakalım."
"Tamam napıcam şimdi?"
"Alcaksın,içine çekip üfleyeceksin."
"Tamam."
Allahım içime bir çektim ki tüm dünyam dönmeye başladı.Zaten boğuluyordum.Bir baktım bana su getiriyorlar.Teyzem tabii ki içmeyeceğimi biliyordu.O yüzden rahatlıkla içirmişti.Benim sigara içmeyecek bir yapıda olduğumu önceden bildiği için rahattı yani.

Bir gün de teyzemde kaldığım zamanlarda alış verişe çıkmıştık.Baya birşeyler almıştık ve ellerimiz doluydu ama ben teyzeme hiç bir şey taşıtmak istemiyordum.
"teyze elindeki ağırdır.Ver ben taşırım."dediğim şey de 10 kg luk Vernel.
"Yok kızım ben taşıyorum."
"ver ver teyzem sen."
"E iyi al bakalım."Israrlarıma dayanamayıp verdi.
5 dakika sonra yokuş aşağı inerken,benim ayağım mı takıldı ne olduysa elimdekini taşıyamadım ve koskoca Vernel patlayıp aşağıya yuvarlandı.Yol mu?Yol pespembe...
Nasıl üzüldüm nasıl üzüldüm.teyzemin parası gitti.Kadın vermek istemedi,ben zorla aldım.Hay kafama ediyim...
Teyzemdeki tepki de şu;
"Eyvahhh Zeynep,yol yumuşacık olcak şimdi:)))"

Takmaz teyzem böyle şeyleri.Maddiyat hiç önemli olmadı onun için olmaz da.Elinde ne varsa verir.Nasıl faydalı olacaksa öyle olmaya çalışır.Canım teyzem,çok seviyorum seni...

Ben o teyzemi hep gülerken gördüm.Herşeyi neşeyle karşılardı.Ama bir gün artık gülmemeye başladı.Meğerse hep içine atarmış,bir gün o içine attıkları dışarı geldi.Ve onu rahatsız etmeye başladı.Sağlık sorunları patlak verdi.Çok şükür şimdi iyi.

Ama ben teyzelerime gülmeyi yakıştırıyorum.Ben gülmeyi onlardan öğrendim.Espri yapmayı,zorluklarla dalga geçmeyi,boşvermeyi hep onlardan gördüm...Tabii ki yaşadıkları şeyleri kimse bilemez.Her ikisi de ağır şeyler yaşadılar.Belki onların yerinde başkaları olsaydı çoktan pes etmişti.Ama onlar hala gülmeye çalışıyorlar,herşeyin inadına...

Benim son zamanlarda yaşadığım olaylara bile öyle esprili bir yolla yaklaştılar ki ben yine güldüm sayelerinde.Teyzem eniştemle beraber kendi işleri güçleri,dertleri varken kalkıp yanıma geldiler.Ve bana her türlü destek oldular.Hala da olurlar.Büyük teyzem de sırf bizi görebilmek adına taa uzaklardan kalktı geldi,o kadar sorunu olmasına rağmen.Haklarını hiç ödeyemem.Onlar benim canlarım.

Ve iyi ki benim teyzelerim.Başkasının teyzesi olsalarmış,kıskanırmışım valla:)

Çok seviyorum onları...

Çok mutluyum onlarla geçirdiğim zamanlarda...

Çok gururluyum böyle teyzelerim olduğu için...

Çok cesaretliyim bana arkamda oldukları için...

Çok huzurluyum onların varlıklarını hissettiğim için...

Canlarım,teyzelerim...

Allah herkese böyle teyzeler versin...diyeceğim ama zor.Bunlardan sadece iki tane varmış onlar da benim olmuş.Yani son iki taneyi de ben aldım anlayacağınız:))))

RESİM ALINTIDIR.



3 Eylül 2016 Cumartesi

Görmemişin Çocuğu Olmuş...

birthday clipart ile ilgili görsel sonucu

Görmemişin çocuğu olmuş habire parti yapmış...

Evet görmedim arkadaş.Bu daha ilk.Belki bir sonrakinde daha bir bıkmışlık olur ama yapıyorum yani.Parti yapıyorum.Doğmadan önce başladı partilerimiz.Önce hamile kaldığım için bir ufak parti yaptık.Sonra erkek olduğunu öğrenince.Sonra da Baby Shower partisi.HE sanki hep örf-ananelerimizde Baby Shower vardı değil mi?

Yoookk...Ben yaptım ama.Kutladım.Herşeyini de kendim hazırladım zevkle.Tabii ki annem olmazsa olmazdı.Sonra mevlidinde.Sonra her ay ay dönümünde.Ve tabii ki yaş gününde.

hediyeler,yemekler,süsler,resim çerçeveleri,balonlar(yok balonu kendimiz yapmadık,aldık:)),kurabiyeler,...Daha neler neler.Her şeyin de bir konsepti oldu.Ve partilerde oynanacak oyunlar.Kartlar,dilekler...

Neye yarıyor?Hiçbir şeye diye düşünebilirsiniz ama çok şeye yarıyor.Bir kere size önem veren size zaman ayırıp ta gelen insanları görüyorsunuz.Evet çocuk belki hiçbir şey hatırlamıyor ama ileride resimlere bakınca anlayacak.
"aaa anne,bana doğum günü mü yaptın?"
"Anne, burada ne kadar küçükmüşüm."
"Anneannem de hiç yalnız bırakmamış bizi anne ne güzel..."
"Anne burada ne güzelsin..."gibi.

Kendisine verilen değeri ve önemi görecek.Resimler ona anı olacak.Yazılanlar ona kalacak ve ileride belki de onun çocuğu bile okuyacak.Ne büyük bir şey düşünsenize.Sİzin hamile fotoğrafınızı torununuz bile görecek.Ya da babasına-annesine yazılan doğum günü yazılarını o da okuyacak.Süper bir şey...

Evet bu sene de yapacağız.Yapacak parti bulamadığım için yapmadım ve açıkçası zamanım yoktu.Ama şimdiden 2.yaş gününe hazırlanıyoruz.Konsept belli...Yapılacak şeyler de belli.Sadece tüm doğum günlerinden farklı olsun istiyoruz.Hep hatırlansın...

Ne kadar mı var doğum gününe?Daha aylar var.:)))Ama biz şimdiden hazırlanmaya başladık.Yer araştırmalarımız da devam ediyor.

İşte görmemişin çocuğu olmuş tutmuş aylar öncesinden doğum günü hazırlıklarına başlamış:)))

RESİM ALINTIDIR.

Ne Keyifli Bir Şey Seninle Uyanmak...

baby boy and mother clipart ile ilgili görsel sonucu

Çocukluk ne kadar önemli bir dönem.Kreş seçimi bile zor ki okulu düşünemiyorum.Bırakın kreşi bir şey yedirirken bile kılı 40 yarıyoruz.Nerde üretilmiş?organik mi?Taze mi?Alerji yapmasın aman...Giydirirken saf pamuk olsun,kaliteli olsun.Kaliteli derken pahalı değil.Pazarda da çok güzel ürünler var.Ensesini yemesin etiketi diye keseriz.Bir de yalarında olur.hem de birkaç sayfa.Bildiğin masal kitabı gibi kitapçık var orada.Onu da kesersin.gece uyurken de kaç kez kalkar bakarsın.Üstünü açmasın,yüzüstü yatmasın,boğulmasın.Terlemesin,altına yaptı mı acaba?Islak ıslak durmasın...

Amannn be ne zor dimi?Evet ama çok keyifli.Harika bir şey.Evet bir bebeği büyütmek hiç kolay değil ama çok güzel bir şey.İnsan o olunca hayatında,kendi kendine soruyor:"Ben ondan önce ne yapıyordum acaba?" diye.Uyusun diye gözünün içine bakıp uyuyunca da özler anneler...

Dışarı çıkınca 1 dakika bile yanından ayrılamıyorsun.1 kez bile oturamıyorsun.Çok yoruluyorsun ama sırf o eğlensin ,enerjisini atsın diye kendni feda ediyorsun.Akşam tabii pestilin çıkıyor ama olsun.Çocuğun keyifli ya gerisi boş.

Bazen sabahları onunla beraber taze ekmek ya da taze yumurta almaya gidiyoruz.Hem de ayakları açılıyor.Sabah güneşini alıyor.İki dakikalık yol aslında baktığınızda.Ama o iki dakikalık yerde bile 10 tane seven çıkıyor.Yürüyemediğimiz bile oluyor.O da insanlara karşı sevecen ve sıcak davranıyor.Öyle kaçmıyor.Kim olursa olsun sever benim oğlum.Hayvanları bile çok seviyor.Öyle hayvan görünce kaçan bir çocuk değil.

Bugün bana biri "görmeyeli ne kadar büyümüş"dedi."Öyle mi?" dedim.Bir baktım ki gerçekten büyümüş.Ve ben her dakikasını her saniyesini dün gibi hatırlıyorum.Bir günlüğümüz var.her anını yazdığım.Ne zaman ne demiş,ne yemiş ne yapmış.

Mutluyum onunla bu süreçleri geçirdiğim için.Hastalığını birlikte geçiriyoruz,mutluluğunu birlikte yaşıyoruz,yeni kelimesine birlikte seviniyoruz,yeni hareketini birlikte alkışlıyoruz.O kadar güzel ki...

Ama bir de kaçıranlar var tabii ki.Hiçbir şeyine şahit olamayanlar.Ne yediğini bilmez,ne yapmak istediğini bilmez.Huysuzlansa ne yapmak istediğini bilemez,ya da arabaya nasıl bineceğini bilmez.1,5 yaşındaki çocuğa " Hadi bin arabaya" der.Komik...

Ya da çocuğunun sağlıkla yaşadığına,mutlu mesut bir ortamda büyüdüğüne sevinmez de tutar başka şeylerle uğraşır.Düşünmez ki hiç o uğraştığı kişi onun bir parçası olan çocuğunu tüm fedakarlığıyla büyütüyor.Bu sadece ben değilim.Bunu okuyanlar hala onu düşündüğümü ya da hala etkisi altında olduğumu düşünebiliri.Değilim.Ama bir an önce de kurtulmak istiyorum ki oğlumla daha güzel bir hayatım olsun.hee şimdi mutlu değil miyiz?Çoook...Sağlıklıyız,birlikteyiz,işimiz gücümüz var.Neyimiz yok?Egomuz.Egomuz olmadığı için rahatız.Başkalarıyla uğraşacak kadar vaktim yok açıkçası.

Ama etrafımda çoğu kişi tek başına büyütüyor çocuklarını.Ve hepsi de aynı durumda.Yorgunlar ama mutlular.Ne güze bir şey gece yatağına yattığında "ohh be bugün de sağlıkla bitirdik,hala beraberiz,iyiyiz.vicdanımız da rahat." demek.

Sabah onun sesiyle uyanmak,gıdıklamalarıyla güne başlamak.Harika bir şey...

Bunu yaşayamamak ta vardı,Allah korusun...

Allah kimseyi çocuğundan ayırmasın.Özellikle anneleri...

Çok sevin çocukları,çok sevin anneleri...

Onlar herşey...

Onlar melek...

RESİM ALINTIDIR.